< Kolektif > API

«masaloku.net» Çocuk Masalları Verisi

ad link icerik
Gerçek Dostluk https://www.masaloku.net/gercek-dostluk Günlerden bir gün, Alper ile İlyas adlı iki arkadaş çölde yolculuğa çıkmışlar. Yolculuğun bir noktasında aralarında bir tartışma başlamış, Alper, İlyas’ı incitecek şekilde konuşup İlyas’ın kalbini kırmış. İlyas bu duruma çok üzülmüş ama Alper’e hiçbir şey söylemeden kuma şöyle yazmış; “Bugün en iyi arkadaşım beni çok incitti!” Sonra çölde yürümeye devam etmişler.. Çölde hava çok sıcakmış, ikisi de çok susamışlar. Çok geçmeden biraz ileride bir vaha görmüşler ve koşa koşa vahaya varıp su içmek istemişler. İlyas, su içmeye yeltenirken ayağı kaymış ve bataklığa saplanmış. Tam boğulmak üzereyken Alper, İlyas’ın imdadına yetişip onu bataklıktan kurtarmış. İlyas bu defa sert bir kayaya şöyle yazmış; “Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı!” Alper, bu duruma çok şaşırmış, İlyas’a sormuş; “Seni incittikten sonra kuma yazdın, şimdi de bir taşın üzerine yazıyorsun, neden?” İlyas cevap vermiş; “Biri bizi incittiğinde, hafif bir rüzgarın silebileceği kuma yazmalıyız. Ancak, birisi bizim için önemli bir iyili yaptığında, onu hiçbir rüzgarın silemeyeceği bir taşa kazımalıyız, asla unutmamalıyız.” ÖĞÜT: Hayatınızda sahip olduğunuz şeylere değer vermeyin. Ama hayatınızda sahip olduğunuz kişiye değer verin.
Kazlar ve İncir Ağacı https://www.masaloku.net/kazlar-ve-incir-agaci Bir zamanlar kazlar, ormanın içindeki bir gölün kıyısında, kocaman dalları olan bir incir ağacının üzerinde yuva yapmış, mutlu mesut yaşıyorlardı. Bir gün, yaşlı bilge bir kaz, incir ağacının dibinde küçük bir asmanın büyümeye başladığını fark etti. Gölde yüzen kazları yanına çağırarak; “Şu küçük asmayı görüyor musunuz? Her geçen gün büyüyor, ağacımıza tırmanmaya başlıyor. Bu asma ağacı, bir gün bizim için önemli bir sorun olabilir! Yıllar önce, henüz yavru bir kaz iken, böyle bir asmanın başımıza bela olduğunu görmüştüm. Asmayı şimdi henüz küçükken ve kesmesi kolayken çekmezsek, zamanla büyüyecek ve kalınlaşacaktır. Sonra bir gün asma, birinin tırmanabileceği kadar büyük ve kalın hale gelecektir. Bir avcı asmaya tırmanıp bizi yuvamızda yakalayabilir, asma ağacı büyümden, sorun olmadan asmadan kurtulmalıyız.” dedi. Kazlar, asmanın durumunu kendi aralarında tartışmaya başladılar, her kafadan bir ses çıkıyordu. Küçük bir kaz, “Söylediğin çok saçma, bu kadar küçük bir asma bizim için nasıl büyük bir soruna neden olabilir? Hiçbir şey senin küçükken olduğu gibi değil. Bizim yuvamız güvenli bir yerde.” Diğer kazlar da küçük kazın söylediklerini onaylayarak, böylece asmanın büyümesine izin verdiler. Bir gün kazlar, ormanda sinekleri, böcekleri ve küçük balıkları yakalamaya çıktılar. Kazların yuvalarının yanından geçen bir avcı, incir ağacını ve incir ağacına doğru uzanan asmayı gördü. Asma büyümüştü ve gövdesi kalınlaşmıştı, Avcı hemen asmaya tırmanarak, kazların yuvasına ulaştı. Kazların akşam yuvalarına geleceğini bilen avcı, yuvalarının etrafına bir ağ koydu ve sessizce ağaçtan indi. Avcı evine dönerken, “Sabah geldiğimde bir sürü kaz yakalayacağım!” diye sevinçliydi. Akşam, bol yemek ve eğlenceli geçen bir günün ardından kazlar yuvalarına geri döndüler. Bütün kazlar, bir anda kendilerinin avcının kurduğu tuzağın içinde buldular. “Kazlar, ağlamaya başladı. Nasıl böyle bir tuzağa düştük? Oysa yuvamız çok güvenli yerdeydi. Bilge yaşlı kaz; Hatırlamıyor musunuz? Hepinize bunun başımıza gelebileceğini henüz asma küçükken olabileceğini söylemiştim ama beni dinlememişiniz.” Bütün kazlar “Şimdi ne yapacağız?” diye bilge yaşlı kaza sordular. Bilge yaşlı kaz; -“Bu tuzaktan kurtulabilmek için tek umudumuz, o avcı yarın döndüğünde ölü taklidi yapmak. Avcı, hepimizin öldüğünü düşünürse, ağını götürmek için bizi ağdan çıkarıp yere atabilir. Son kaz, ağaçtan yere atılıncaya kadar hepimiz hareketsiz kalmalıyız.” dedi. Ertesi sabah gün doğumunda avcı geri geldi. Ağının içinde bir sürü kaz olduğunu gördüğü için için çok mutluydu! Ama ağına yaklaşınca, tüm kazların hareketsiz olduğunu gördü. Ölü kazların işine yaramayacağını düşündüğü için kazları tek tek ağından çıkarıp yere attı. Kazlar, son kaz yere atılıncaya kadar yerde hareketsiz kaldılar. Sonra avcı ağaçtan indi ve evine dönmek üzere yola çıktı. Kazlar, avcının gittiğinden tamamen emin olduğu anda, hepsi ayağa kalkıp tekrar incir ağaçlarının dallarına uçtular. Kazlar, bu olaydan sonra ne yapmaları gerektiğini anlamışlardı. Biraz uğraştılar ama yavaş yavaş o büyük asmayı gagalarıyla parçalayarak ağaçtan ayırdılar. Asma dalları artık onlar için tehlike yaratmayacaktı. Kazlar, incir ağacının üzerindeki yuvalarında güvenle yaşamaya devam ettiler.
Çınar Ağacı https://www.masaloku.net/cinar-agaci kısa ve öğüt verici masalımızı keyifle okumanız dileğiyle.. Bir zamanlar iki tüccar, başka bir ülkeye ticaret yapmaya gitmişlerdi. Günlerden sıcak ve güneşli bir günüydü. Hava o kadar sıcak ve kavurucuydu ki, yorgunluktan ve sıcaktan tüccarların yürüyecek hali kalmamıştı. Nihayet yol üzerinde koca bir çınar ağacı gördüler, gidip çınar ağacının gölgesinde dinlenmeye geçtiler. Tüccarlardan biri ağacın dallarına ve yapraklarına bakarak; “Şu ağaca bak’ Hiçbir işe yaramıyor, ne meyvesi var ne kuruyemişi var. Bu ağaçtan kereste bile olmaz.” demiş. Ağaç;. – Güneşin altında kavrulurken sığınacak yer arıyordun. Nihayet Gölgemde rahatlıyorsun ve beni bu şekilde ifade etmen doğru değil. Ahlaki: Bizlere karşı yapılan iyilikler için minnettar olmalıyız.
Kral ve Ayakkabıları https://www.masaloku.net/kral-ve-ayakkabilari Bir zamanlar zengin bir ülkeyi yöneten bir kral vardı. Bir gün ülkesinin her köşesini ziyaret etmek istedi. Yollara düştü, dağ tepe demeden her köye, her kasabaya gitti. Saraya döndüğünde, kayalıklardan geçtiği için ayakları epey ağrıyordu. Sürekli yollardaki taşların ve kaya parçalarının ayağını incittiğinden şikayet ediyordu. Bu nedenle kral, adamlarına ülkesindeki tüm yollara deri döşenmesini emretti. Ülkesindeki tüm yollar deriyle kaplandığında kral rahatlıkla gezip dolaşabilecekti. Ne var ki, tüm yolları deri ile kaplamak oldukça güç idi, çok fazla inek derisi gerekiyordu. Sırf kral daha rahat yürüyebilmesi için çok para harcanacaktı. Kraliçe bu duruma bir öneri getirdi. Kral’a; -“Neden bu iş için bu kadar çok para harcayacaksınız ki? Tüm yolları deriyle kaplamak yerine sadece bir parça deri kesip kendi ayaklarınızı örterek bu sorunu çözebilirsiniz.” dedi. Kraliçe’nin önerisi Kral’ın hoşuna gitti. Kraliçe’ye hak verip kendisi için deriden bir ayakkabı yaptırıp ülkesini karış karış gezmeye devam etti.. Öğüt: Dünyayı değiştiremeyiz ama kendimizi değiştirebiliriz.
Eşek ve Keçi https://www.masaloku.net/esek-ve-keci Günlerden bir gün, bir çiftçinin ahırında bir eşek ile bir keçi yaşarmış. Keçi eşeği çok kıskanırmış. Bir gün keçi; ‒ Eşeği benden daha çok seviyorlar, benden daha iyi besliyorlar diyormuş ve eşeğe oyun oynamak için bir kurnazlık düşünmüş; Keçi; ‒ Eşek kardeş, senin bu haline çok üzülüyorum demiş. Eşek hayret etmiş. Bu keçi beni pek de sevmez, neden benim için üzülüyor diye düşünmüş, keçiye sormuş: ‒ Hayırdır benim için neden üzülüyorsun keçi kardeş? Keçi, ‒ Nasıl üzülmeyeyim eşek kardeş, en ağır işleri sen yapıyorsun, değirmen taşına seni koşturuyorlar, sabahtan akşama kadar sırtında yükle dolaşıyorsun. Rahat etmek senin de hakkın. Sana bir dost tavsiyesi, bu durumdan bir an önce kurtulmaya bak. Eşek düşünmüş, keçinin söylediklerinde haklılık payı var. Eşek sormuş, peki keçi kardeş sence ne yapmalıyım? Keçi, Her sabah geçtiğin çukurların birinin yanından geçerken, ayağın kaymış gibi yaparak kendini çukurun içine yuvarla. Belki o zaman sahibimiz der bu eşek çok yoruldu ona biraz istirahat vereyim der. Belki de bir eşek daha alır o da sana yardımcı olur demiş. Eşek, keçinin ağzından duyduklarına inanmış. Bir sabah yük taşırken geçtiği çukurların birine kendini atıvermiş. Eşek çukura kendini atıvermiş de ayağı kırılmış, her yeri yara bere içinde kalmış. Eşeğinin o halini gören çiftçi çok üzülmüş. Onu iyileştirmek için hemen bir veteriner getirmiş. Veteriner eşeği muayane etmiş ve demiş ki; ‒ Zavallı eşek çok kötü düşmüş, bunu ilaçlarla tedavi etmek mümkün değil. Ancak sana söylediklerimi yaparsan eşeğin iyileşebilir. demiş. Çiftçi, veterinere sormuş: ‒ Eşeğimi iyileştirmem için ne yapmam gerekiyorsa söyleyin. Eşek benim elim ayağım olmuş, o olmadan ben hiçbir işimi tamamlayamam demiş. Veteriner, ‒ Eşeğinin tedavi olması için bir keçi ciğeri bulman gerekiyor. Keçi ciğerini haşlayıp suyunu eşeğe içireceksin demiş. Çiftçi, eşeğini iyileştirmek için ahırdaki keçisinden vazgeçmiş.
Aslan ve Tilki https://www.masaloku.net/aslan-ve-tilki Önce koyun geldi. Ağzını ardına kadar açan Aslan, “Koyun, söyle bana ağzım kötü kokuyor mu?” Dedi. Koyun, aslanın dürüst bir cevap istediğini düşündü ve koyun, “Evet dostum. Nefesinizde bir sorun var gibi görünüyor ”. Bu dürüstçe cevap aslanın pek de hoşuna gitmedi ve koyunun üzerine atlayıp pençeleriyle onu cezalandırdı. Sonra kurt geldi ve aslan kurda sordu; “Ne düşünüyorsun? Nefesim kokuyor mu? ” Kurt koyunun başına ne geldiğini gördüğü için soruyu cevaplarken çok dikkatli olması gerektiğini anladı. Kurt, “Nefesinizin kötü koktuğunu kim söylüyor?” Dedi. Gül kokusu kadar tatlı bir nefesiniz var ” dedi. Aslan, kurdun cevabını duyunca “Dalkavuk kurt!” deyip, öfkeyle kükredi ve koca pençeleriyle hemen kurda saldırdı, kurdu da cezalandırdı. Sonunda sıra tilkiye geldi. Aslan tilkiye de aynı soruyu sordu. Tilki, koyun ve kurdun başına gelenleri gördü. Bu yüzden defalarca öksürüp boğazını temizledi ve sonra şöyle dedi, “Ah Sevgili Dostum, son birkaç gündür soğuk almışım, hastayım. Bu yüzden hoş ya da hoş olmayan hiçbir şeyin kokusunu alamıyorum ” dedi. Aslan, tilkinin bu cevabına karşılık tilkiye hiçbir ceza veremedi. Öğüt: Kendinizi kötü bir duruma dahil etmeyin, aksi takdirde hiçbir suçunuz olmadığı halde cezalandırılabilirsiniz. Böyle durumlardan uzak durmak akıllıca olur.

for KekikAkademi \n

created by keyiflerolsun